Blogger tarafından desteklenmektedir.
RSS

Han yocaga kıderıl saranghabnida... 한 여자가 그대를 사랑합니다...



"Eğer her günden sadece bir anı dondurup saklamam mümkün olsaydı, yani bir çiçek kurutur gibi kurutabilseydik eğer zamanı ya da kışlık reçel hazırlar gibi eritip kavanozlayabilseydik veya ne bileyim, işlemeli mendillere sarıp kaldırabilseydik " diye bir paragrafı var Şermin Çarkacı'nın...

Okuduğum anda hemen benimsediğim, bu cümleleri söyledikten sonra kendime saklamak istediğim anları düşlediğim, nasıl gelişti her şey birden bire diye şaşakaldığım, seninle geçirdiğim her an ya da saniye, bazen munzur bir kahkaha bazen ciddi bir ses tonu, hayatımda hep var olman isteğim, servisin içinden bahçeye baktığımda orada olduğun an... Ya da tesadüfi aniden gördüğüm, beklemediğim anda kapıda belirdiğin, elinde telefon pencerenin önünden geçtiğin, benimle uğraştığın her anı saklamak isterdim ben. En çokta kore bilmecesini görüp attığın kahkahayı, yüzündeki şaşkınlığı ve heyecanı her zaman hissetmek, hatırlamak isterdim.

Canım dediğinde içimin titrediği, telefonu kapattığımda huzurlu bi şekilde hemen uykuya dalıp uyuduğum, 5 numarali bakış attığında gözümü kaçıramadığım anı,  şaka mı bu ciddi mi ne bileyim ben anlamıyorum bunu dediğim, her söylediğini ciddiye aldığım uğruna motordan vazgeçtiğim  bu adamı saklamak isterdim.

Geçmişime sarıp sarmalayıp, geçmişe bakıp hüzünlenmek, geçmişi mutlu anımsamak, geleceğimde mutlu olmak için, her ne kadar büyük konuştuğum da olsan ya da belki zor bir imtihan, gözümün gerçekten korktuğu endişe duyduğum anlar da olsa hep hayatımda ol istiyorum.

Daha da uzatırsam yüzük çıkarırım diye korkuyorum.
Velhasıl her zaman yanımda var ol.
Beklediğim insan sen ol...

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

o bir andaç yazısı...

İzmir'i bu kadar çok sevmeme özlememe her bulduğum boşlukta kaçıp İzmir'e gelmeme neden olan kişi bu yazıyı yazarken seninle çıktığım bu yolculuk...


Kızlar kahvesinde yudumladığımız soda, deniz kenarında martıların huzurunda paylaştığımız balık ekmek, bostanlı yolunda bisiklete binmek, bir şey olduğundan değil de sırf geyik olsun diye saatlerce konuşmak, derste uyuklamak pahasına sabahlara kadar sen seviyorsun diye çay içmek, açılmamış kanepede iki büklüm sarılarak uyumak, tek kişilik battaniyeyi paylaşmak, tam ayrılacakken dönüp tekrar bi şeylerden bahsedip bir türlü ayrılamamak...

Unuttuğum anıları tekrardan hatırladığımda burnumun direği sızlarken, sesini duyduğumda gülümsediğim, fotoğrafına baktığımda hüzünlendiğim, aramızda kilometreler olmasına rağmen daima yanımda hissettiğim pek bi sweetheart Şeymam... 

Hep benimle ol, ol ki gülesin. Gül ki seninle bende güleyim, güleyim ki dişlerimi görebilesin :)...

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

Sevmek öpmek ve özlemek

Yeğenlerimi benim için doğurmuşlar sanki...


Biriyle 101 de eş oluyoruz.
İkisiyle paten kayiyoruz.
Biriyle ahsap boyama kursuna gidiyorum.
Bebek olanları seve seve biteremiyorum. 
Altısıyla monopolly, tabu, cinayet soruşturması oynuyoruz.
Bazılarının özlemlerini paylaşıyorum. 
Halacim seni özledim demesiyle mutlu oluyorum.
Ellerine geçen üç beş kuruşla bana cips çikolata almalarını seviyorum.
Yeğen olmak bunu gerektirir küçüklükten öğretiyorum. 
Herbir yeğenimle olan ortak şarkılarımızı onlarla dinlemeye bayılıyorum. 
Sevinçlerinden mutlu, gülüşlerinden umutlu, başarılarından gururlu oluyorum.
Irkçılık, Hoşgörüsüzlük bilmeden  büyüsünler istiyorum. 
Yeğenlerimi seviyorum. 
Burada şöyle bir post olmalı diye düşündüm de yazıyorum.

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS