16 Ekim, 2011

bendeniz'e de şiirler yazılırmış :)


kalbimin dik başlı bacısı,

içimdekileri sırasıyla dökeyim istersen.
kararsızsın,
güzel hayalleri olan bir yokuş arsızısın…
ayrıca vatansız cümlelerimin gizli öznesisin.
biraz azerbaycan,
biraz kore,
beynelminel bir şeysin…
dedikodu dökülmesin ağzından arada bir.
araştırma çevrendekilerin açıklarını.
o zaman daha tatlısın…
kurtulanımın halası,
benim hayalim senindir.


ateşlerin efendisinin dikicisi,
pratik,
koç,
sentezci,
eksikliğini hissettiğimiz,
kermit e emanet,
ve daha bir çok şeysin…
bütün bunlara rağmen,
yazılanları bir başkasından da duymak istersin….

götür bende kalanları.
okulunu çabuk bitir de,
içimdeki çocuk öksüz kalmadan büyüyebilsin.
               
gassal'dan

27 Ağustos, 2011

aslında herşey;


Yazın gidecekleri bir köy olmadığı için ağlayan küçük bir kızın şu sözleri kadardı; baba bize bir köy al, lütfen, bizimde bir köyümüz olsun.

Kardeş sevgisini tatmamış bir kızın şu sözleri kadardı; kardeş istemedim hiçbir zaman. Çocukları da sevmem zaten.

4 yaşındaki bir çocuğun sevgisi kadardı; annemi çok seviyorum, babamı da seviyorum, ablamı da, halamı da, Naci'yi, dedemi, ninemi, dayımı, amcamı, Ergün’ ü…

eAöL için söylenen, aslında özlem kokan sözler kadardı; sabah zeytin akşam çorba bıktım illallah, bize de bir gün döner çıkar çıkar inşallah, hamdonun keyfi yerinde yine maşallah, törende nutuk atmaz atmaz inşallah…

İzlenen bir kore dizisinde söylenen sözler kadardı; biane, sarange… (özür dilerim ama seni seviyorum)

1 yaşındaki bir bebeğin, çok az gördüğü teyzesine, annesi sayesinde söylediği şu söz kadardı; tice…

Çocuklara öğretilen Allah sevgisi kadardı; kötü şeyler yaparsam Allah beni sevmez. Ben hep iyi biri olacam, yalan söylemeyecem ki, Allah beni çok sevsin.

Her istediğinin fazlası verilmiş bir gencin sözleri kadardı; hayattan zevk almıyorum, ölmek istiyorum anlıyor musun? Ölmek!

Yetimhanedeki çocukların sessiz çığlıkları kadardı.

Herkesin istediği, aslında istediğini söylediği 'barış' kadardı.

Aslında her şey; Doğum ve ölüm arasında yaşanan yol kadardı, doğduğunda okunan ezan ve öldüğünde kılınan namazın kadardı…

19 Temmuz, 2011

öyle çok şey var ki içimde

Konuşmalarımı hiçbir zaman kontrol altında tutamam. Ne konuşmam gerektiğini düşünmem. O an aklıma geldiği gibi konuşurum. Daha doğrusu hiçbir zaman düşündüklerimi söyleyemedim, geçmişim  de, şuanım da ve geleceğim de de(içime doğuyor)… Tabi bu beraberinde birçok sorun getirmekte; Kırgınlıklar, pişmanlıklar ve gaflar… ama karşımdaki bilmeli kurduğum kırıcı cümleler, benden önce kurulan cümlelerle doğru orantılı… ve şuan öyle hissediyorum demek. Şuan konuşulanlardan ötürü aklımdan geçenler demek. Yani düşünmek ve hissetmek eşdeğer.  Sen hissettin ben düşündüm diye bişi yok. Ok? kızgınlık geçince yerini kırgınlık ve pişmanlıklara bırakmakta, bunlar düşünülmek istenmese de düşünülmekte…  Öylede sürüp gitmekte. Gelelim diğer bir soruna yaptığım ve halen yapacağım diye korktuğum GaFlar…

Halamın kızını ilk defa görecektim. Bebek beşiğinde uyurken yüzündeki nevresimi kaldırdım bide ne göreyim. Rimel çekilmiş gözlerden bile kıvrık kirpikler. Ve ben bağırmaya başladım. ‘Halaaaa kızının kaşları harika. Kalın, uzun, bitişik ve kıvrık. Maşallah, vuruldum kaşlarına.’ Halam başta gerçekten kaşlarından bahsettiğimi sandı ki bebeğinin yüzüne bakma hissiyatı içine girdi. Bebeğine baktıktan sonra bana nasıl baktı bunu anlatamam ama hemen kirpik yerine kaş dediğimin farkına vardım. ‘Yaaaa yine yaptım aynı şeyi, kirpikleri yani’. Sonra tabi ki mal halime yapılan gülüşmeler ve benim aklımda lise zamanından bir anı.

Çok sevdiğim üst sınıflardan bir arkadaşım ve sınıf arkadaşım oturuyoruz. Konumuz kaş, göz, burun, yakışıklılık, çirkinlik bu tarz bişi olsa gerek. Bende tam çok sevdiğim, gözlerini beğendiğim abimden bahsediyorum. Abim gözümün önünde, çok güzel gözleri var abimin, ne gerek varki o kadar güzel göz erkeğe, o gözler bende olcak falan. Nasıl bişi acaba diye gözümün içine bakarken arkadaşlarım ben yine gafımı yapmıştım. ‘Abimin kaşları sık sık, kalın ve uzun. Çok güzeller ya. O kaşlar bende olcaktı varya… ’ baş harfi bahar olan arkadaşım,  bana tuhaf tuhaf bakıp, anlattıklarımı gözünde canlandırır. Ya kalın kaşın neresi güzel der ve ben o an kendime gelirim. Kaş mı ben kirpik demek istemiştim. Tabi bu sadece kaş-kirpik olarak kalmadı. Ayak-bacak kullanımlarım da çok meşhurdur. Uzun zaman olmuştu böyle gaf yapmayalı, halbuki lise yıllarım bunlarla doluydu. Gaflarımın beni özlediğini düşünüyorum. Bi kaç yıldan sonra ansızın yakaladı beni. Utandırdı…


Tüm bunlara rağmen, yine de konuşmalarıma ket vurmayacam. Beni kabul edip etmemek benim değil karşımdakinin sorunu. Hiç kimse, hiçbir zaman aklımdan geçenleri bilemez. Öğrenmeye de uğraşmasınlar zaten ne gerek var ki!!